Bir süre önce ciltte “parazit” olduğu düşüncesiyle başlayan bir merak içindeydim. Fakat merakım sadece biyolojik ya da hijyenik değil; insan zihninin, duygularının, sosyal çevresiyle olan etkileşimlerinin — yani iç dünyamızın — bu noktadaki etkilerini de anlamaya yönelikti. Bu yazıda, “Ciltteki parazit neden olur?” sorusuna psikolojik bir mercekten bakmak istiyorum. Fiziksel gerçeklikler ne kadar; ama zihnimizin katkısı, duygularımız, sosyal bağlamımız, inançlarımız ve bilişsel algılarımız da bu algıyı nasıl şekillendiriyor — bunları birlikte keşfedelim. Psikodermatoloji ve cilt – zihin etkileşimi Değerli Girginemlak okurları, bu içerikte Ciltteki parazit neden olur ile ilgili en önemli başlıkları bir araya getirdik. Cilt, sadece bir deri değil;…
Yorum BırakEv ve Hikaye Yazılar
Düzenle Kulağımızın iki görevi nedir? Küçük Bir Organın Büyük Macerası İlgili Makale: Kulak zarı kaç santim içeridedir ? İnsan vücudunda bazı organlar vardır, yaptığı işin büyüklüğüne göre kendine pek fazla övgü istemez. Mesela kalp durmadan çalışır, akciğerler nefes alıp verir, mide sabah kahvaltısından sonra sessizce görevine devam eder. Ama kulak… Kulak biraz farklıdır. Sanki vücudun hem haber merkezi hem de denge uzmanıdır. Üstelik bunu yaparken dışarıdan bakınca sadece başımızın iki yanında duran küçük çıkıntılar gibi görünür. Bazen aynaya bakıp düşünüyorum: “Şu kulağın yaptığı işe bak. Bütün gün çalışıyor, bir de kimse ona teşekkür etmiyor.” İzmir’de sıcak bir yaz akşamı sahilde…
Yorum BırakAvcılık Kurs Ücreti Nereye Yatırılır? Toplumsal Bir Pratik Olarak Avcılığa Bakmak Girginemlak ekibi olarak bugün Avcılık kurs ücreti nereye yatırılır konusunu hem kolay hem de detaylı biçimde anlatıyoruz. Bazen bir kurumun kapısında bekleyen, bir ödeme işlemi için doğru adresi arayan ya da “Avcılık kurs ücreti nereye yatırılır?” sorusunu internette araştıran insanların aslında yalnızca bir ücret ödeme sürecini anlamaya çalışmadığını düşünüyorum. Bu sorunun arkasında eğitim alma isteği, doğayla kurulan ilişki, gelenekler, aileden aktarılan davranış biçimleri, devletle vatandaş arasındaki ilişki ve toplumun avcılığa yüklediği anlamlar bulunur. Bir kişinin birkaç dakikalık bir ödeme işlemi gibi gördüğü süreç, daha geniş bir toplumsal yapının küçük…
Yorum BırakBugünkü makalemizde “Allah tarafından insan fıtratına yerleştirilen üç temel özellik nedir” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz. Allah Tarafından İnsan Fıtratına Yerleştirilen Üç Temel Özellik Nedir? İnsanı anlamaya çalışmak, aslında insanlığın en eski sorularından birine cevap aramaktır. Nereden geldik, neden varız, hangi duygular bizi harekete geçiriyor ve hayatımızı anlamlı kılan şeyler nelerdir? Bu sorular hem bireysel hem de toplumsal açıdan yüzyıllardır insanların zihnini meşgul ediyor. İslam anlayışında ise insan, Allah tarafından belirli özelliklerle donatılmış özel bir varlık olarak kabul edilir. Bu özelliklerin başında insanın yaratılışına yerleştirilen temel eğilimler yani fıtrat gelir. Peki, Allah tarafından insan fıtratına yerleştirilen üç temel…
Yorum Bırak8 Kaça Bölünür? Sayıların Ötesinde Bir Antropolojik Yolculuk Dünyanın farklı köşelerinde insanların sayılarla kurduğu ilişki her zaman ilgimi çekmiştir. Bir pazarda alışveriş yaparken, bir düğün törenine tanıklık ederken ya da yaşlı bir anlatıcının hikâyelerini dinlerken fark edilen şeylerden biri, sayıların yalnızca matematiksel araçlar olmadığıdır. Sayılar; düzen kurmanın, anlam üretmenin, aidiyet oluşturmanın ve dünyayı yorumlamanın yollarından biridir. İlk bakışta oldukça teknik görünen “8 Kaça Bölünür?” sorusu da antropolojik açıdan ele alındığında beklenmedik derecede zengin bir tartışma alanı sunar. Matematiksel açıdan bakıldığında 8 sayısı 1, 2, 4 ve 8’e tam bölünür. Ancak insan topluluklarının sayı sistemlerine, sembollerine ve sosyal örgütlenmelerine baktığımızda bu…
Yorum BırakKelimenin Hormonları: Anlatının Bedeni, Bedenin Anlatısı Dil, yalnızca dünyayı tarif eden bir araç değil; onu yeniden kuran, dönüştüren ve bazen de bedensel hakikati görünmez metaforlara dönüştüren bir güçtür. Edebiyat tarihinde beden, hiçbir zaman yalnızca biyolojik bir yapı olarak kalmaz; romanların, şiirlerin ve dramatik metinlerin içinde bir anlatı sahnesine dönüşür. Bu sahnenin en kırılgan ama en yoğun temalarından biri de “kadınlarda yüksek östrojen belirtileri” gibi tıbbi bir ifadenin bile edebi bir okuma içinde çok katmanlı bir semboller ağına dönüşebilmesidir. Burada mesele yalnızca hormonların yükselmesi değildir; mesele, bedenin diliyle metnin dili arasındaki görünmez akrabalıktır. Çünkü her belirti, aynı zamanda bir anlatıdır. Ve…
Yorum BırakGeçmişi Anlamak: Çocukluk Deneyiminin Bugüne Yansıyan Sessiz Tarihi Geçmiş, yalnızca olup bitmiş olayların bir toplamı değil; bugün bir çocuğun davranışında, bir ebeveynin kaygısında ve bir toplumun eğitim anlayışında yeniden kurulan bir anlam alanıdır. “6 yaş sendromu” dediğimiz olguya tarihsel olarak bakmak, aslında çocukluğun nasıl tanımlandığını, nasıl disipline edildiğini ve nasıl “problemleştirildiğini” anlamak için güçlü bir mercek sunar. Bu yazı, tek bir tanımın peşinde değildir; aksine, 6 yaş sendromunun farklı tarihsel dönemlerde nasıl farklı anlamlar kazandığını, toplumsal dönüşümlerle nasıl şekillendiğini ve bugünün eğitim pratiklerine nasıl sızdığını izlemeye çalışır. 6 Yaş Sendromu Nedir? Modern Tanımın Tarihselliği Bu yazıda Girginemlak ekibiyle birlikte 6…
Yorum BırakDeniz Suyu Sıcaklığı Kaç Derece Olunca Denize Girilir? Edebiyatın Derinliklerinden Bir Bakış Kelimeler bazen bir kıyı gibi davranır; insanın iç dünyasında birikenleri karşılayan, sakinleştiren ve yeniden anlamlandıran geniş bir alan açar. Bir romanın sayfalarında karşılaşılan deniz, yalnızca coğrafi bir mekân değildir; hatıraların, ayrılıkların, başlangıçların ve dönüşümlerin taşıyıcısıdır. Bir şiirde dalga, yalnızca hareket eden su değildir; insan ruhunun gelgitlerini anlatan güçlü bir imgeye dönüşebilir. Edebiyatın büyüsü de tam olarak burada ortaya çıkar: Sıradan görünen bir deneyimi, farklı çağrışımlar ve duygusal katmanlarla yeniden kurar. “Deniz suyu sıcaklığı kaç derece olunca denize girilir?” sorusu ilk bakışta fiziksel bir merak gibi görünür. Termometrenin gösterdiği…
Yorum BırakKoç burçları ateşli midir? Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve günlük hayat üzerinden bir değerlendirme Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Koç burcunun en sevmediği burç ? Bugünkü makalemizde “Koç burçları ateşli midir” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz. Koç burçları ateşli midir? sorusu genellikle astroloji sohbetlerinde eğlenceli bir merak konusu olarak karşımıza çıkar. Birinin enerjik, tutkulu, cesur veya hızlı karar veren biri olup olmadığını anlamaya çalışırken burçlara başvurmak oldukça yaygın bir alışkanlık. Ancak bu soruya sadece “evet” ya da “hayır” şeklinde yaklaşmak, insan davranışlarının ne kadar karmaşık olduğunu gözden kaçırabilir. İstanbul’da günlük hayatın içinde, işe giderken metroda, otobüste, sokakta veya farklı sosyal ortamlarda…
Yorum BırakBir İzmir Genci Olarak “Kazaklar hangi eti yer?” Sorusuyla Tanışmam Girginemlak olarak bu yazımızda “Kazaklar hangi eti yer” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar! Bazı sorular var ki insanın hayatına hiç beklemediği bir anda giriyor. Benim için “Kazaklar hangi eti yer?” sorusu tam olarak böyle bir anda patladı. İzmir’de, yazın ortasında, 35 derece sıcakta, Kordon’da arkadaşlarla otururken biri döndü ve dedi ki: “Abi Kazaklar hangi eti yer ya? Hep at eti mi yiyorlar?” O an çayımı yudumluyordum. Yudum yarıda kaldı. Çünkü beynim bir anda “At eti mi? Yok artık… ama olabilir mi?” moduna geçti. İşte o andan sonra benim için bu…
Yorum Bırak