İçeriğe geç

17 yaşındaki kıza resmi nikah olur mu ?

17 Yaşındaki Kıza Resmi Nikah Olur mu? Toplumsal Cinsiyet ve Adalet Açısından Bir İnceleme

İstanbul’un sokaklarında yürürken, her köşe başında farklı hayat hikayeleriyle karşılaşıyorum. Her birinde toplumsal cinsiyet, adalet ve insan haklarıyla ilgili bir şeyler görebiliyorum. Bugün, bir anekdotla başlayalım: Geçen gün, bir otobüste karşılaştığım bir konuşma, 17 yaşındaki bir kıza resmi nikah yapılabilir mi sorusuna dair kafamda birçok soru işareti bırakmıştı. Yanımdaki genç kadın, 17 yaşındaki bir kızın evlenmesinin mümkün olup olmadığı hakkında bir sohbet açtı. Kadın, genç yaşta evlenmenin aslında bir tercih olmadığını, toplumun baskılarının bu durumu zorlaştırdığını söylüyordu.

Peki, 17 yaşındaki bir kıza resmi nikah olur mu? Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bu soruyu anlamak, sadece bir hukuk meselesinden çok daha derin. Bu yazıda, 17 yaşındaki bir kızın resmi nikah olup olamayacağını, çeşitli toplumsal dinamikler ışığında ele alacağız.

Türkiye’de Hukuki Durum ve Toplumsal Baskılar

Türk Medeni Kanunu’na göre, bir kişinin evlenebilmesi için en az 18 yaşında olması gerekir. Ancak 17 yaşındaki bir kız, ailesinin izni ile, mahkeme kararıyla evlenebilir. Bu hukuki düzenleme, bir yandan bireysel özgürlüğü savunsa da, diğer yandan, bireyi yaşadığı toplumun ve ailesinin baskılarına karşı savunmasız bırakabiliyor. Toplumun bazı kesimlerinde, erken yaşta evlilik bir gelenek olarak kabul edilirken, diğer kesimlerde ise bu durum sosyal adaletsizlik olarak görülüyor.

Toplumun farklı kesimlerinde erken yaşta evlilik üzerine farklı algılar mevcut. Mesela İstanbul’un merkezine biraz daha uzak, kırsal kesimden gelen aileler, hala 17 yaşında bir kızın evlenmesini “normal” bir durum olarak görüyor. Her ne kadar hukuki açıdan bu mümkün olsa da, bu durumun çoğu zaman toplumsal baskılarla yapıldığını söylemek yanlış olmaz. Sadece kırsal kesim değil, şehirdeki pek çok ailede de 17 yaşındaki bir kız çocuğunun evlenmesi, ailenin prestiji veya “geleneksel” değerler adına tercih edilebiliyor.

Toplumsal Cinsiyet ve Erken Evlilik

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, erken yaşta evliliklerin ardındaki en güçlü itici güçlerden biri. Erken yaşta evliliklerin, genellikle kadınlar üzerinde daha fazla etkisi olduğu söylenebilir. Kadınların, toplumda belirli bir yaşta evlenmesi gerektiği gibi baskılar, pek çok gencin geleceğini şekillendiriyor.

Bir gün Kadıköy’de yürürken, çok genç yaşta evlendiği belli olan bir kadınla karşılaştım. Çocuklarıyla birlikte alışveriş yapıyordu, yüzünden belirgin bir yorgunluk okunuyordu. O anda fark ettim ki, kadınların erken yaşta evlendirilmeleri, yalnızca onların hayatlarını değil, çocuklarını da etkiliyor. 17 yaşındaki bir kıza resmi nikah olur mu sorusu, aslında sadece bir yaş meselesi değil, bu kızın ilerleyen yıllarındaki eğitim, kariyer, sağlık ve toplumsal statüsü ile ilgili de bir soru işaretidir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin erken yaşta evliliklerdeki yeri, çok net bir şekilde kendini gösteriyor. Birçok kişi, “bunun ne zararı olabilir ki?” diyor, ancak 17 yaşında evlenen bir genç, okul hayatını yarıda bırakmak zorunda kalabiliyor. İleriye dönük kariyer hayalleri, çoğu zaman ailesinin kararlarıyla sona eriyor. Bu da genç kızların potansiyellerini kaybetmesine yol açıyor.

Çeşitlilik ve Farklı Perspektifler

Toplumda erken yaşta evlilikler, aslında sadece bir kültür meselesi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyetin de bir yansımasıdır. Farklı kesimlerden, farklı yaşanmışlıklarla gelen bireyler, 17 yaşındaki bir kızın resmi nikahı hakkında farklı düşünceler geliştirebiliyor. Örneğin, İstanbul’un merkezinde yaşayan, eğitimli ve sosyal haklar konusunda duyarlı bir birey, erken yaşta evliliği savunmakta zorlanabilirken, başka bir yerleşim yerinde yaşayan ve bu konuda eğitimi olmayan bir aile, bu tür evlilikleri “doğal” bir süreç olarak görebiliyor.

Bir gün, bir arkadaşımın düğününe davet edilmiştim. Gelin, çok genç yaşta evlenmişti ve arkadaşımın ailesi, buna karşı bir tepki vermemişti. “Burası geleneksel bir aile, buna saygı duymalıyız” şeklinde açıklamalar duyuyordum. Ancak o düğün, benim için bir anlamda toplumda farklı grupların aynı meseleye nasıl farklı baktığını gösteren bir örnek oldu. Düğün salonunda, yaşanan mutlulukla birlikte, çok genç yaşta bir kızın evlenmesinin aslında uzun vadede ona ne kadar farklı yükler getireceğini düşündüm.

Sosyal Adalet Perspektifinden Erken Evlilik

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve erken yaşta evlilikler, sosyal adaletle yakından bağlantılıdır. Erken yaşta evlenen bir kız çocuğu, genellikle eğitimi terk etmek zorunda kalır ve bu durum, ekonomik bağımsızlık edinmesini engeller. Bu da, onu toplumsal olarak dezavantajlı bir pozisyona sokar. Kadınların yalnızca çocuk doğurmak ve aileyi yönetmek gibi rollerle sınırlanması, sosyal adaletin önünde büyük bir engel oluşturur. Oysa bir genç kız, sadece evlilik ve annelik gibi rollerle tanımlanmak yerine, hayallerini kurabileceği, kendi kararlarını alabileceği bir ortamda büyütülmelidir.

Sosyal adalet ve eşitlik mücadelesi, 17 yaşındaki bir kızın resmi nikahının ötesinde, tüm gençlerin eğitim ve özgürlük haklarını savunmayı gerektiriyor. Bu sadece bir yaş meselesi değil, bireyin potansiyelini ve haklarını elinden almamak adına büyük bir sorumluluk taşıyor.

Sonuç Olarak

17 yaşındaki bir kıza resmi nikahın olup olamayacağı, sadece bir yasal düzenlemenin ötesinde bir mesele. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, eğitim eksiklikleri ve sosyal baskılar, bu soruyu daha derinlemesine anlamamıza yardımcı oluyor. Erkek ve kız çocuklarının eşit fırsatlara sahip olmaları gerektiği gerçeği, erken yaşta evliliklerin toplumsal olarak ve bireysel olarak yol açtığı adaletsizlikleri daha iyi anlamamızı sağlıyor. Eğer bir toplum, gençlerin eğitim haklarını savunmaz ve erken yaşta evliliklerin önünü kesmezse, aslında geleceğini karartmış olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hilton bet güncel