Merhabalar! Girginemlak olarak “Servetifünun dönemi ne zamandır” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.
Servetifünun Dönemi Ne Zamandır? (Bunu Gerçekten Ciddiye Alacak Mıyız?)
Hadi bir düşün, İzmir’de sahilde yürüyorsun, bir çay almışsın, güneş yavaşça batıyor ve denizin sesiyle ruhun dinginleşiyor. Fakat bir anda aklına bir soru takılıyor: “Servetifünun dönemi ne zamandır?”… Evet, gerçekten tam olarak ne zaman? Ama merak etme, bu yazıda seni sıkıcı ders anlatan bir öğretmen gibi sorguya çekmeyeceğim. Hem zaten, kim Servetifünun dönemi hakkında espriler yapabilir ki? Ama ben yaparım, çünkü İzmirli olmanın bir avantajı da bu. Hem yazarken eğlenmek hem de anlamlı şeyler söylemek. Hadi gel, birlikte bir yolculuğa çıkalım!
Servetifünun Dönemi Ne Zaman Başladı? (Hadi Ciddi Olalım, Ama Hafif Hafif)
Servetifünun dönemi, 19. yüzyılın sonlarıyla başlar, yani tam olarak 1896 civarı… Bu dönemde, edebiyat dünyasında ne oldu? Valla ben bir kitap okurken, “Ne oluyor ya, Servetifünun dönemi işte böyle başlamıştı” diye içimden düşünmüyorum. Ama anlatmaya çalışacağım, çünkü bazen bu tür konular, sonradan gelip aniden zihninizi sarar. Yani işinize yarayabilir.
Şimdi, o dönemde büyük bir batılılaşma hareketi vardı. Şairler, yazarlar bir yandan “hadi bakalım, şu eski usulden biraz sıyrılalım” derken, diğer yandan da “daha ne kadar Osmanlıca konuşacağız, hadi İngilizce’yi öğrenelim” havasına girdiler. O dönemde tam olarak “Batı mı, Doğu mu?” ikilemi vardı. Bir nevi kültürel bocalama diyebiliriz, yani ne batılı ne de doğulu olmamışlar, her ikisini de karıştırmışlar. Bu çok eğlenceli bir durum değil mi? Zaten bir İzmirli olarak, günümüzde aynı kararsızlıkları hala yaşıyoruz: “Şu sokaklarda yürürken Türkiye gibi hissediyorum ama o kumsalda yabancı gibi mi duruyorum?” Hani, biraz o kafada bir şeyler.
İç Ses: “Servetifünun’u Kim Okur ki?”
Şimdi biraz daha günümüze dönelim. Bir akşam arkadaşlarla buluşuyoruz, herkesin telefonu elimizde. Telefonlar 5G’yi çekiyor ama hala günümüzün dehşet verici sorularını yanıtlayamıyoruz. Kimse “Servetifünun dönemi ne zaman?” sorusuyla kafasını bozmaz tabii ki. Ama ben içimden, “Hadi ya, ben bunu öğreneyim. Belki eğlenceli bir şey çıkar,” diyorum. Arkadaşlarım da “Abi, seninle her gün bir gariplik var” diye takılıyorlar. Biliyorum, aslında herkesin kafasında “Bu soruyla nasıl dalga geçebiliriz” sorusu var.
Eski Bir İzmirli: “Servetifünun’u Kim Okur Ki?”
Hadi gel, biraz da eski bir İzmirli gibi takılalım. Servetifünun dönemi diyelim, ne anlatırız? “Yahu,” deriz, “yazarları biraz garip değil mi, ya da bize uzak gibi?” Ama aslında bizim gibi insanlar, biraz eğlenmek için geçmişe de takılmayı seviyoruz. Evet, bu dönemdeki yazarlar, şiirlerinden edebiyatlarına kadar batılılaşma peşindeydiler. Ama işin gerçeği, kimse o kadar derinlemesine batılılaşmak istemiyordu. Kendi köklerinden kopmak da garipti ya… Bu yüzden, o dönemdeki yazarlar genellikle “iyi de, nasıl olacak?” diye düşünürken yazıyorlardı. Durum tam olarak şöyle bir şey gibi: “Şimdi orada eski bir akşamdan kalma sohbet, ama bir yandan bu batı işine de girmeden yapamıyorum.”
Yani, demek istediğim şu: Servetifünun dönemi bir dönüşüm dönemiydi, ama bir yandan da hep bir “ama” vardı. Bunu bir gece arkadaşımın dükkânında test ettim. Bir kafe sohbeti sırasında “Servetifünun dönemi ne zaman başlar?” diye sordum. Herkes şaşkın bakışlarla bana bakarken, ben de aslında sadece bir şaka yapmıştım. Ama dediğimi hatırlayınca, “İşte o dönem, içsel bir kararsızlık dönemi gibi” dedim.
Günümüzle Karşılaştırınca: “Bunlar Ne Yaptı Ya?”
Şimdi gelelim, bu Servetifünun’un durumu günümüzde nasıl oluyordur? Evet, hala bazen batılılaşmak, gelişmiş bir toplum gibi olmak istiyoruz ama, bir bakıyoruz, telefonlardan her şeyi yapıyoruz, ama hala eski mahalledeki kahvehaneleri unutamıyoruz. Yani, bizim de bir “batı” hayranlığımız var, ama köklerimizden de kopmak istemiyoruz. Tıpkı Servetifünun dönemi gibi, biz de kültürel bir bocalama yaşıyoruz. Günümüzün modern dünyasında bile hâlâ bu ikilem var. Servetifünun’da “Batı mı, Doğu mu?” diyordu, biz de şu an “Sosyal medya mı, gerçek hayat mı?” diye düşünüyoruz.
Bir de düşündüm, ya gerçekten Servetifünun dönemi bir noktada, kendi zamanının popüler kültürüydü. Evet, bunlar da yazıyordu ama aynı zamanda çok ciddi bir edebiyat devrimi yaratmışlardı. Ama günümüzde, Twitter’dan yazan birini görünce “Hadi ya, bu da mı yazı yazıyor” diyebiliyoruz. Hani gerçekten o kadar yaratıcı değiliz. Bazen takılıyoruz, ama yazan kişiye de biraz saygı duymak lazım.
Bir “Oluşum” Dönemi: Servetifünun Döneminin Geleceğe Etkisi
Şimdi bir de, Servetifünun’un geleceğe olan etkisini düşünelim. Geçmişin yazıları, bugünün edebiyatını şekillendiriyor. “O zaman ne olmuş ki?” diyenlere cevabım şu: Şu an her şey değişiyor, her yeni akım geçmişten izler taşıyor. Ama işin en komik yanı şu: Geçmişi, sadece bugünkü gözlemlerle değerlendirebiliyoruz. Yani, ne demek istediğimi anlatabilirim: “Biz şimdi neyi düşünüyorsak, bundan yüz yıl sonra, bizleri de aynı şekilde inceleyecekler” diye düşünüyorum.
Bir İzmirli olarak şunu söyleyebilirim: Servetifünun dönemi, kendi içinde çok karmaşık ve güzel bir süreçti. Herkes kendi yerinde, ama bence hala başlıyoruz gibi! Kim bilir, belki bir gün bu yazıları da insanlar dönüp de “İzmir’de yaşayan bir genç, ne kadar da eğlenceli bir şekilde düşündü!” diye bakacaklar. Gerçekten, bu döngüyü görmek çok ilginç olacak.
“Servetifünun dönemi ne zamandır” konusunu beğendiyseniz Girginemlak sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.