Celal mi Cemal mi?
Ankara’da büyüyen biriysen, bu soruya mutlaka bir yerde denk gelmişsindir. Celal mi Cemal mi? Çocukken mahalle camisinde hocanın anlattığı bir vaazda, üniversitede bir felsefe dersinde ya da ofiste çay molasında açılan “hayat neden bu kadar sertleşti?” muhabbetinde… Benim için bu soru ilk kez ilkokuldayken, babaannemin dizinin dibinde duyduğum bir cümleyle başladı: “Evladım, Allah bazen Celal’iyle sınar, bazen Cemal’iyle ödüllendirir.”
O zamanlar pek bir şey ifade etmiyordu. Ama yıllar geçtikçe, ekonomi okuyup verilerle uğraşmaya başladıkça, bu iki kavramın sadece dini değil, hayatın tam ortasında duran bir dengeyi anlattığını fark ettim.
Celal ve Cemal: Kavramların Kısa Hikâyesi
Celal mi Cemal mi? sorusu aslında bir tercih sorusu gibi dursa da, işin aslı biraz daha karmaşık. Celal; güç, sertlik, heybet, disiplin gibi anlamlara geliyor. Cemal ise güzellik, şefkat, merhamet ve yumuşaklıkla anılıyor. İslam düşüncesinde bu iki kavram, Allah’ın isimlerinin iki temel yönünü temsil ediyor.
Ama ben bu kavramları sadece kitaplardan değil, sokaktan, otobüsten, ofisten öğrendim. Ankara’nın ayazında sabah işe giderken yüzüne çarpan soğuk rüzgâr tam bir Celal hâli. Aynı gün akşam Kızılay’da bir arkadaşınla oturup dertleşmek ise Cemal’in ta kendisi.
Veriler Ne Söylüyor? Hayat Daha Çok Celal mi?
Bir ekonomi mezunu olarak refleksim şu oluyor: “Bunun verisi var mı?” Aslında dolaylı da olsa var. TÜİK’in yaşam memnuniyeti araştırmalarına baktığında, son yıllarda stres, kaygı ve gelecek endişesinin arttığını görüyorsun. 2023 verilerine göre “gelecekten umutlu olduğunu söyleyenlerin oranı” önceki yıllara kıyasla düşmüş durumda. Bu tabloyu görünce insan ister istemez şunu düşünüyor: Hayat mı daha Celal oldu, yoksa biz mi Cemal’i kaçırıyoruz?
Ofiste çalışırken bunu çok net hissediyorum. Her şey KPI, performans, deadline. Hata yaptığında sistemin seni affetme lüksü yok. Celal tarafı ağır basıyor. Ama aynı ofiste, bir arkadaşın zor bir gününde sessizce kahve bırakması, yöneticinin “bugünlük bu kadar yeter” demesi Cemal’in küçük ama etkili dokunuşları.
Çocukluk Hatıralarında Celal mi Cemal mi?
Çocukluğuma dönüp baktığımda, Celal mi Cemal mi? sorusunun cevabı netti: Cemal. Mahallede top oynarken düşüp dizimi yaraladığımda, komşu teyzenin kolonya döküp “geçer” demesi. Bayram sabahları harçlık için sıraya girmek. Hayat daha yumuşaktı.
Ama baba figürü biraz daha Celal’di mesela. “Adam ol” cümlesi, disiplin, ses tonundaki ciddiyet. Şimdi anlıyorum ki o da dengeyi kurmaya çalışıyormuş. Sadece Cemal olsaydı savrulabilirdik, sadece Celal olsaydı kırılabilirdik.
İş Hayatında Denge Arayışı
25 yaşında, yeni sayılabilecek bir çalışan olarak şunu çok net görüyorum: Kurumlar da bu soruyla boğuşuyor. Celal mi Cemal mi? Sadece sonuç odaklı, sert hedeflerle ilerleyen şirketlerde tükenmişlik daha yaygın. İnsan kaynakları raporlarında da bu açıkça yazıyor. Gallup’un çalışan bağlılığı araştırmaları, empati ve esnekliğin olduğu iş yerlerinde verimliliğin daha yüksek olduğunu söylüyor.
Yani veriler bile şunu fısıldıyor: Sadece Celal yetmiyor. Cemal’e de ihtiyaç var.
Günlük Hayatta Bu Soruyla Nasıl Yaşıyoruz?
Otobüste birinin yerine yer vermesi, trafikte yol vermek, sosyal medyada linç etmek yerine susmak… Bunlar küçük Cemal anları. Ama kurallara uymak, sınır çizmek, “hayır” diyebilmek de Celal. Aslında mesele Celal mi Cemal mi? diye sormaktan çok, hangisinin nerede gerektiğini anlayabilmek.
Ankara’da yaşayan biri olarak bunu siyasette, ekonomide, insan ilişkilerinde her gün görüyorum. Sert kararlar alınıyor ama arkasında şefkat olmazsa toplum yoruluyor. Aşırı hoşgörü olunca da düzen bozuluyor.
Celal mi Cemal mi? Belki de İkisi Birden
Yıllar geçtikçe şuna ikna oldum: Bu soru tek başına cevaplanacak bir soru değil. Hayat ne sadece Celal, ne de sadece Cemal. Ekonomi de öyle, insan ilişkileri de. Grafiklere bakarken bile bazen sert bir düşüş, bazen yumuşak bir toparlanma oluyor.
Belki mesele taraf seçmek değil, denge kurabilmek. Kendine, başkasına, hayata karşı. Ben hâlâ öğreniyorum. Bazen fazla Celal olup kırıyorum, bazen fazla Cemal olup yoruluyorum. Ama galiba büyümek de biraz bunu fark etmek demek.
Celal mi Cemal mi? Soruyu sormak bile insanı durup düşünmeye yetiyor.