İçeriğe geç

Gafil ne bilir neşve-i pür şevk-i vegayı anlamı ?

Gagne’nin 9 Aşamalı Ders Planı Nedir? Öğrenmeye Dair Cesur Bir Bakış

İzmir’de, sabah işe gitmeden önce biraz kafamı dağıtmak için sosyal medyaya göz atmak, genelde günümü başlatmanın en iyi yolu. Her sabah, her gün aynı döngü: “Yeni günde ne var?” derken, bir yandan da hayatta neler oluyor, onu görmek istiyorum. Geçenlerde yine bir eğitimciyle sohbet ederken, “Gagne’nin 9 aşamalı ders planı” diye bir şeyden bahsetti. Tabii, adını duyduğumda biraz ilgimi çekti, biraz da gözlerim yuvalarından fırladı. “Bir de 9 aşama mı?” dedim kendi kendime. Hani zaman zaman bu tür teorilere karşı olan insanlardan biri olarak, Gagne’nin 9 aşamalı planı bana biraz sanki eğitimde aşırı teorik ve ‘hadi bakalım, hadi çalış’ modunda gelmişti. Ama sonra, biraz daha araştırınca, aslında gerçekten işin içinde derinlikli bir şeyler olduğunu fark ettim. Hadi gelin, biraz daha yakından bakalım. Bu planın neyi başardığını, hangi yönlerinin mükemmel olduğunu ve hangi noktada hayal kırıklığı yaratabileceğini inceleyelim.

Gagne’nin 9 Aşamalı Ders Planı: Adım Adım Öğrenme

Gagne’nin 9 aşamalı ders planı, aslında bir öğretim stratejisi olarak öğrencilerin nasıl daha verimli ve kalıcı şekilde öğrenebileceğini açıklıyor. Bu 9 adımda, öğretmenin öğrencilere yönelik nasıl hareket etmesi gerektiği ve öğrencilerin bilgiyi nasıl alıp, nasıl kalıcı hale getireceği detaylı bir şekilde anlatılıyor. Peki, bu 9 aşama ne? İşte sırayla bakalım:

1. Dikkat Çekme (Gaining Attention)

Her şeyin başlangıcı, öğrencinin dikkatini çekmekle başlar. Yani, öğrenme süreci öğretmenin dikkatli bir şekilde başlatmasıyla başlar. Öğrencinin “Buradayım!” demesini sağlamak gerekir. Peki ama nasıl? Bunu başarmanın yolları çok. Eğlenceli, dikkat çekici bir soru sorabilir, ya da ilginç bir görsel kullanabilirsiniz. Bunu ne kadar iyi yaparsanız, o kadar verimli bir eğitim ortamı yaratabilirsiniz. Ama işin içinde şöyle bir sorun var: Her öğrenci aynı şekilde dikkatini vermez. Dikkat çekmek için kullanılan klasik yöntemler, her zaman aynı şekilde etkili olmayabiliyor. O yüzden, bazen işin içine yaratıcılığı da katmak gerekebilir. Mesela bir ekonomik konuyu anlatırken, “Bugün 100 TL ile neler alabilirsiniz?” gibi basit bir soru sormak oldukça etkili olabilir. Ancak, bu yöntem her zaman işe yaramaz. Çünkü herkesin dikkatini çekmek farklı bir çaba gerektirir.

2. Öğrenme Hedeflerinin Belirlenmesi (Informing Learner of Objectives)

Bu aşama, hedeflerin net bir şekilde belirlenmesi gerektiği adım. Öğrencinin neyi öğrenmesi gerektiği, neyi başarabilmesi gerektiği kesin olarak ortaya konmalı. Ama işin püf noktası, hedeflerin belirlenmesinin sadece “söylenmesi” değil, aynı zamanda öğrenciye ne amaçla bu bilgiyi öğrendiğini de anlatmak. İşte burada bence sistemin biraz zayıf kaldığı yerler oluyor. Çünkü çoğu öğretmen, “Bugün şu bilgiyi öğreneceksiniz” demekle yetiniyor, ama öğrencinin bu hedefin gerçekten ne işe yarayacağına dair bir bağ kurması çok önemli. Mesela ekonomi dersinde, “Dünya ekonomisindeki değişimlere ayak uydurmak için bu bilgiyi öğrenmelisiniz” gibi bir açıklama yapılırsa, öğrencinin motivasyonu artar. Bu yüzden hedeflerin belirlenmesi önemli ama onlara gerçekten bir anlam yüklemek gerekiyor.

3. Ön Bilgilerin Aktivasyonu (Stimulating Recall of Prior Learning)

Öğrenme süreci, tamamen sıfırdan başlatılacak bir şey değildir. Daha önce öğrendiklerimize dayalı bir ilerleme olmalıdır. Gagne’nin bu aşaması, öğrencilerin önceki bilgilerinden faydalanarak yeni bilgiyi anlamalarını sağlar. Hani bazen derslerde, “Daha önce öğrenmiş olduğumuz şu konuya değinelim” dediklerinde, aslında o kadar önemli bir şey yapılıyordur ki. Ancak bu noktada da şöyle bir problem var: Eğer öğrenci öncekileri unuttuysa veya eksik öğrendiyse, bu adım neredeyse işe yaramaz hale gelebilir. Bunu aşmak için öğretmenin daha fazla çaba harcaması gerekebilir. O yüzden eğitimde “görsel destek” veya “tekrar” gibi yöntemler de oldukça faydalı olabilir.

4. Yeni Öğrenme İçeriği Sunma (Presenting the Content)

Artık konu anlatılmalı. Bu, eğitimin belki de en kritik aşaması. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir şey var: Öğretilecek konu ne kadar karmaşık ve teknik olursa olsun, öğrencilerin anlayabileceği şekilde, adım adım sunulması gerekiyor. Eğer içerik gereğinden fazla karmaşıklaştırılırsa, öğrencinin kafası karışabilir. Yani Gagne’nin burada önerdiği yöntem, içeriğin net, açık ve basitleştirilmiş şekilde öğrenciye sunulmasıdır. Ancak şu da bir gerçek ki; her öğrenci aynı şekilde öğrenmez. Herkesin öğrenme tarzı farklıdır ve bu yüzden bazı öğrenciler için görsel, bazıları için metinsel, bazıları içinse işitsel materyaller daha etkili olabilir. O yüzden bu noktada öğretmenin “uyum sağlama” yeteneği çok önemli.

5. Öğrenilen Bilgiyi Pekiştirme (Providing Learning Guidance)

Bir konu anlatıldığında, öğrencilerin bunu ne kadar iyi özümseyeceği öğretmenin rehberliğine bağlıdır. Burada öğretmen, öğrenciyi daha fazla teşvik etmeli, pekiştirme soruları sorarak öğrenciyi daha derinlemesine düşünmeye itmelidir. Ama şunu da kabul edelim: Öğrenciler, bazen öğretmenlerin rehberliğine çok da duyarlı olmayabilirler. Özellikle dijital araçlarla alışık olan bir nesil, öğretmenin her yönlendirmesini almayabilir. Bu yüzden, öğrencinin biraz da kendi başına araştırarak öğrenmeye teşvik edilmesi gerektiği de bir gerçek.

6. Performansın Değerlendirilmesi (Eliciting Performance)

İşin zor kısmı burada başlar. Öğrencinin öğrendiği bilgiyi gerçekten kullanıp kullanmadığını değerlendirmek gerekir. Bu noktada sınavlar, quizler ya da pratik çalışmalar devreye girer. Ama bazen bu sınavlar çok fazla teorik olabilir, özellikle uygulamalı işler için. Örneğin ekonomi derslerinde, basit bir hesaplama ya da günlük hayatla bağlantılı bir örnek üzerinden testler yapmak, öğrencinin daha fazla anlamasını sağlar. Ama ne yazık ki, çoğu zaman öğrenciler sınavdan sonra öğrendiklerini unutur. Bu yüzden, geri bildirimin çok iyi yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa pekiştirilmeyen bilgi hızla unutuluyor.

7. Geri Bildirim Sağlama (Providing Feedback)

Öğrenilen bilgilerin doğru şekilde pekişmesi için en önemli adım geri bildirimdir. Öğrencinin yanlışlarını anlaması ve doğruları bilmesi, gelişmesi için kritik. Ancak burada da bir problem var: Geri bildirim ne kadar doğru ve yapıcı verilirse, öğrenci o kadar hızlı gelişir. Kötü bir geri bildirim, öğrencinin motivasyonunu kaybetmesine neden olabilir. O yüzden, geri bildirimlerin pozitif ve çözüm odaklı olması gerekiyor.

8. Performansın Değerlendirilmesi (Assessing Performance)

Öğrencinin gerçek başarıyı yakalayıp yakalamadığını ölçme aşamasıdır. Genelde burada performans değerlendirmeleri devreye girer. Ama burada da şöyle bir sorun var: Eğer öğrencinin teorik bilgisi iyiyse, pratikte ne kadar iyi olduğunu anlayamayabiliyoruz. O yüzden gerçek dünya örnekleriyle pratik değerlendirmeler yapmak çok önemli.

9. Bilgiyi Uzun Vadede Tutma (Enhancing Retention and Transfer)

Son aşama, öğrendiklerinin uzun vadede hatırlanmasını ve başka durumlara transfer edilmesini sağlamak. Bunu sağlamak için sürekli tekrarlar ve gerçek hayat örnekleri çok etkili olabilir. Bu aşama en zoru çünkü öğretmen ve öğrenci birlikte çaba harcamalı.

Sonuç: Gagne’nin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hilton bet güncel